Bitkiler ve hayvanların varoluş amacı insanları beslemek,onlara güzellik sağlamaktır...
Bu nedenle kabile(Aborjinler) her sabah füşünce yoluyla çevrelerindeki hayvan ve bitkilere ileti yollarlar.
"sizin yolunuz üzerinde yürüyoruz.Sizlerin varoluş nedenini onurlandırmaya geliyoruz."Bundan sonra aralarından hangilerinin seçileceğini karar vermek hayvanlara ve bitkilere kalır.
Gerçek insanlar asla yiyeceksiz kalmaz.Evren onların zihinsel mesajlarını hiçbir zaman yanıtsız bırakmaz.Yollarının üzerine bir yılan çıktığı zaman onun bu insanlara yiyecek sağlamak için ortaya çıktığına inanırlar.
Kişisel dilek mesajlarının ardından ; "eğer benim ve çevremdeki her türlü yaşam biçiminin hayrına ise " diye bitiriyorlardı.
Aborjinler Kahvaltı etmiyorlar.
Suya çok fazla ihtiyaç duymuyorlar.
Segileri çok güçlü.
Aslında her insanın sezgileri güçlüdür ama içinde bulunup yetiştiği toplum bu sezgisel yeteneği doğa üstü ve kötücül bulduğu için onaylamayan bir tutum gösterip köreltmiştir.
Aborjinlerin yazılı bir dili yoktu.Bunun sebebi -onlara göre- yazı belleğin gücünü yok ediyordu.Eğer sürekli alıştırma yapılırsa bellek mükemmel bir işlerlik sergilerdi.
Aborjinler telepati yoluyla iletişim kuruyorlardı.Gerçek insanların telepati yapabilmesinin sebebi yalan söylememeleridir.
Zihinsel telepatinin işleyişi;İki yaşında bir çocuk ötekinin bir oyuncakla oynadığını görür ve onu elinden almaya niyetlenirse büyüklerin bu durumu onaylamayan bakışlarını üzerinde hisseder.Bu durumda da başkasının malını izinsiz sahiplenme arzusunun bilindiğini ve de kabullenilmediğini anlar.İkinci çocuksa paylaşmayı ve nesneleri sahiplenmemesi gerektiğini öğrenir.Bu çocuk oyuncakla oynamış ve eğlencenin anısını belleğine kazımıştır.Böylece öğrenmiştirki arzulanan şey mutluluğun heyecanıdır,nesnenin kendi değil.
Aborjinlere göre ses ; şarkı söylemeye, kutlama yapmaya ve şifa vermeye yarar.Konuşmak akıl ve yürek ile yapılan bir iştir.
Telepati yapabilmek için ; kendini bağışlama, yargılamama, geçmişten ders alma, kabul etme, içten olma ve kendini sevme gereklidir.
Bir aborjin kabilesindeki bir kız çölde yürürken bitkileri arasından bir çiçek bulur ve boynuna takar.O gün kız tüm kabile üyelerinden iltifatlar toplamış ve kendini o gün özellikle güzel hissetmiştir.Günün akşamı genç kız çiçek kolyesini yere bırakır ve emanetini Doğa Ana'ya geri verir.çiçek ondan beklenen görevi yerine getirmiştir.Kız ona minettardır, o gün almış olduğu övgülerin anısı ona yeter.Çiçek onun çekici bir insan olduğunu yeniden kanıtlamıştı.Ne varki kolyesine bu nedenle bağlanması söz konusu olamazdı.Çiçek kuruyup ölerek toprağa yeniden karışacaktı.
Doğum günü kutlamaları ;
Aborjinlere göre bu saçma bir kutlamadır.Onlara göre kutlama özel bir durumu gerektirir.Yaşlanmanın özel bir tarafı yoktur.Yaşlanmak için özel bir çaba sarfetmeyiz bu kendiliğinden olur.asıl kutlanması gereken, daha mükemmel olmak mesela eğer geçen yıla oranla daha iyi ve daha bilge olmuşsak bunu kutlarız.Bunu da ancak sen kendin bilebilirsin ve kutlamanın ne zaman olacağına sen karar verirsin.
İnsani varoluşu deneyimlemeyi seçen her ruh belli bir anneden ve belli bir koşulda dünyaya gelme şansını yakalayamazsa bu deneyimi mutlaka bir başka anne ve koşulla yeniden dener.
Bir çember içinde otururken tam karşında oturan kişinin bizim bir yansımamız olduğunu düşünüyorlardı.O kişide gördüğümüz ve beğendiğimiz nitelikler bizde de olan ve daha da güçlendirmek istediğimiz niteliklerdir.Tam tersine o kişide hoşlanmadığımız davranışlar, tavırlarda bizim üzerinde durmamız gereken yönlerimizdir.Kendi varlığımızda aynı gücü yada güçsüzlüğü hissetmezsek karşıdaki kişinin iyi veya kötü niteliklerini yargılamamız olanaksızdır.
Çarşamba, Temmuz 15, 2009
Çarşamba, Mayıs 27, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)